Artboard 1

Seven Sevilir

Platon’a göre; “Bir insanın ruhuna doğruluk ekmek, kör doğmuş birine görme gücünü vermek kadar olanak dışı bir şeydir”. Şimdi bu bakış açısıyla reklamı ele aldığımızda çok zor gözükebilir. Aslında bu kadar zor! Ya da bu kadar zor hale getiriyoruz…

Son dönemde Türkiye’de Kristal Elma, Felis vb. sektörün öncü ödül platformlarında ödül almış işlere baktığımızda her ne kadar birçok proje “hümanizm” kavramı sayesinde ödül alsa da halen daha bu durum çoğunluğu ele almış değil. Markalar olarak en çok ön planda olması gereken şey “satış sürdürülebilirliği” değil; “insanların hayatında kalmayı sürdürülebilir kılmak” olmalı. İnsanların hayatında yer almak da sadece marka olarak o insana satış yapmasını sağlamaktan geçmiyor, geçmemeli de! Alım gücü düştükçe, insanlar ekonomik olarak refaha ulaşmadıkça; önceliğimiz satış değil, hayatlarında yer edinmek olmalı.

Maddi durumun kısıtlılığı, marka ile duygusal bir bağ kurulmasını engelleyemez! Üstelik reklam kokan hareketlerden herkes iyiden iyiye soğumuş durumda. Daha çok yaratıcı zekaya, empati kurmaya, cesur davranmaya, sorumlu olmaya vb. daha çok değer veriyorlar.

Ne yapmalı?

  1. O bir nesne değil; İNSAN!

Bugüne kadar insana nesne gibi bakıldı. Harcama alışkanlıklarına göre değerlendirerek “halk bunu seviyor” diyerek satın almaya teşvik edebileceği düşünüldü. Alışverişçi-tüketici gibi kavramlarla yaklaşıldı. Şimdi sıra insana, insan kavramıyla bakılma zamanı. Duygularına, düşüncelerine de seslenen kampanyalar yapma zamanı…

  1. Herkes her mecrada.

Telefon, televizyon, bilgisayar… Bunlar artık herkesin evinde var. Hemen herkes metrobüse biniyor, arabasıyla E-5’ten geçiyor vs. vs. vs… Bunlar demek oluyor ki; online ve offline her yerdeyiz. Dolayısıyla teknik anlamda holistik düşünmek gerekiyor. Kreatif üretim sürecinde mecra bağımsız düşünmek doğru olacaktır.

  1. Nöro pazarlamayı önemsemeli!

İnsana insan gibi bakacaksak eğer davranışları üzerine içgörü oluşturmak çok daha sağlıklı olacaktır. Bu durumda nöro pazarlama tekniği devreye giriyor.

Özetle; Maserati’yi alamıyorsa, wallpaper yapacak kadar sevdirmeliyiz!

Etiketler:
Bir Sonraki Yazı

Modern Zamanın Şifası: Fark Yaratın

Bir Önceki Yazı

Hareketin Dinamiği

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir